23 Ocak 2011 Pazar

İzmit Körfezin de Zıpkın Avı

İzmit körfezinde deniz kenarlarında yerleşim ve sanayileşmenin çok olması vede Marmara denizinin daha dar bölgesi olması sebebi ile bu yaka daha pistir. Yaz aylarında üst ve alt deniz suyunu birbirinden ayıran kristal tabaka diye adlandırdığımız su tabakası bu bölgede 8-9 metrelede başlar. Kristalin altında kalan su tabakası yaz kış 14-15 derece civarında sabit kalır. Yüzey suyu ise yazın en sıcak bölümünde 27-28 dereceye kadar çıkabiliyor, kışın ise 7-8 dereceye inebiliyor. 
Aralık ayı başında 14-15 derece olan yüzey suyu ısısı diple dengelendiğinden kıyı balıklarını son olarak bu zamanda görürüz. Bu dönemden sonra yerli balıklar daha sıcak olan dip sularına çekilir, göçmen balıklar ise göçünü bitirmek üzeredirler. Nisan ortalarına doğru tekrar 14-15 derecelik kıyı ve yüzey suyu ısısı oluştuğunda yerli balıklar kıyıya, göçmen balıkların çoğu ise Karadeniz e geçmek üzere Marmara ya girerler. Eğer ocak-mart arası bu bölgede suya girme cesaretini gösterir isek büyük ihtimalle suda kılçık bile göremeyeceğiz. 
Nisan ayında kıyıda başlayan balık hareketliliği baltabaşların kıyı sulara yumurta bırakmak için sürü halinde gezinmeleri, levrek, kefal, kikla görmemizle devam edecektir. Henüz sular tam ısınmadığından bu dönemde görüş idare eder seviyededir. mayıs-haziran ortalarından sonra ise su bitkilerinin salgıladığı planktonlar sonucu görüş çok kötü olur. 
Bu dönemden sonra ancak poyraz havalarda idare eder seviyede görüş olabiliyor. Karagöz ve levrek azalırken taşlarda eşkina ve iskorpit (eskiden) bolluğu yaşanır. 
10-15 yıl öncesine kadar baltabaş karagözler taş altında avlanmalarına rağmen bu tarihten sonra bu balık huy değiştirip gündüz taş altına çok istisnai durumlar haricinde girmemektedir. Belki de bölgede yapılan birçok mendirek artık balığa daha cazip geliyordur. Çünkü mendirek taşına giren bir karagözün orada görünüp alınması çok düşük ihtimaldir. Sivri burun ve baltabaşlar fazla yoklanmayan mendireklerin etrafını severler. Mendireklerde karagöz olduğu takdirde avıda kolaydır. Dibe dalmadan palette çırpmadan mendireğe sıfır elimizle kendimizi çekerek ve aşağıyı kollayarak ilerleme yapılır. En verimli olabilecek yerleri ise burun başları ve koltuk tabir ettiğimiz kırılma noktalarıdır. Karagözlerin küçükleri çevrenizde dolanırken sizden bir tehlike gelmeyince daha serbest etrafınızda yüzerler buda daha geriden sizi izleyen irilerini de cesaretlendirir ve meraktan zıpkın mesafesine sokulmalarını sağlar. Eylül-kasım dönemi mendirekte karagöz avı için en uygun dönemdir. 
Levrek avı ise nisan-haziran arası bu yakada zayıf geçer. Yaz ortalarına doğru ise neredeyse hiç levreğe rastlanılmaz. Tabi ki bu söylediğim herkese açık meralar için geçerli. Bu dönemdeki yerli levrekler genelde herkese kapalı bölgeleri yani askeri alanları ya da sık çalışan vapur iskelesi altlarında barınırlar. Yani imkansız değil ama yasak bölgelerdir. Bu bölgelerde genelde gececi ve tüpcü dediğimiz illegal av yapan zıpkıncıların bana göre yüz karaları avlanır. Zıpkın ile balık avının amatörce yapılan bir uğraş olduğunu unutmayalım. Yasaklara ve limitlere uyalım. Böylece avın devamlılığını sağlamış oluruz.  
Levreğin burada asıl zamanı eylül-aralık arasıdır. 
Eylül sonrasında görüşte yaza oranla daha iyi olduğundan artık 90-100cm tüfekte kullanabiliriz. Kendimize mera olarak seçeceğimiz yeri ise daha önceleri yaptığımız dalışlardan levrek gördüğümüz yerleri hafızamıza alıp bu noktalarda balığı aramalıyız. Genelde bir kez levrek gördüğümüz yer aslında bir levrek merasıdır. Hep aynı yerleri tercih ederler. İskele altlarında ya da mendirek kenarlarında genelde 8-10 metre suyu tercih etseler de kıyı şeridinde dalınacak ise 0-3 metre arası derinlik bu ava uygun olur. 
Av yöntemi olarak ta genellikle agaşon u ve pusuyu tercih edeceğiz. Eğer gezerken siz balığı fark etme den balık sizi fark edip kaçarsa ve balığın kaçışını görürseniz hemen agaşon sansınızı deneyin. Tam yol kaçan levrek bazen dönebiliyor. Bu bölgedeki levrekler genelde çok meraklı ve cesaretlidir.
Sık sık agaşon yapmak daha iyi sonuç verir. Meraya yeni girdiğinizde ilk agaşonlarınız çok önemlidir merada balık varsa ilk agaşonlara gelme şansı çok yüksektir. 
Kefal yada levrek sürüsünü sığ suda sürü olarak görür isek sürüyü dağıtmamak için burada agaşon değil de sürüye yakın bizi iyi gizleyecek bir taş arkasına geçip pusuda bekleyerek sürüden kopanları vurup meydana çıkmadan yavaşça vurduğumuz balığı şiş ipinden çekip almalıyız. 
Marmara denizi aşırı pislendiği için kumluk zeminlerin ve eriştelerin çoğu yok olmuştur. Marul yaprağı şeklindeki yosunlar her tarafı istila etmiş durumdadır. Bunların arsında bulunabilecek küçük kumluk alanlar mırmır-kefal için ideal yerlerdir. Görüş az olduğundan 70-80 cm zayıf lastikli tüfek tercih edilmelidir. Agaşonun daha onuncu saniyesinde etrafınızı saracak olan mırmır sürüsü ve kefaller bu denizde agaşon çalışabilecek en uygun balıklardır. Bu 10 saniyelik süre diğer balıklar içinde geçerlidir. Suyun pis olması süreyi ve balıkla aramızda olan mesafeyi kısaltıyor ancak balık hiç beklemediğiniz bir anda görünüp çabuk kaybolabiliyor. Bazen gördüğünüz balıktan sonra acaba hayal mi gördüm diye düşünebilirsinizde. 
Marmara da taş altı avı zordur. Hem balıklar çok zor taşları seçiyorlar hem de pis görüşten dolayı taşları bulmak çok zaman alıyor. Taş bulunduktan sonra bile yüzeye çıktığımızda dip görüşü yoksa ve biraz akıntı varsa sorun aynen devam ediyor. Eğer taş altı avı yapacaksanız yanınızda şamandıra bulundurmak iyi olacaktır taşı bulunca şamandıra ağırlığını taşın ağzına bırakıp daha sonraki dalışınızda vakit ve efor kaybetmeden taşı tekrar bulmanızı sağlar. Şamandıranın bir yararı da şiş çıkarma (kakıç) aparatı ve yedeklerinizi üstünde taşımanız, en önemlisi de sizin yerinizi belli eden bir şey olmasıdır. Çünkü en çok kıyıya yakın sürat teknesi bu bölgede kullanılır ve kıyıya yakın tam yol basarlarken önlerine bakmak yerinede kıyıyı seyrederler. Özellikle burun bölgelerde gidiş mesafelerini kısaltmak adına sürat tekneleri ve diğer tekneler kıyıya olabildiğince yakın geçerler. Olmazsa olmaz şamandıra çok önemli.
Bu denizde kullanacağımız tüfeklere gelince çok fazla seçenek çıkıyor önümüze. 
Taş altı için 45-60 cm zayıf lastikli. Tercihen 60 
Pis zamanlarda agaşon veya büyük taşlar için 70-80 cm. 6-6.25 şişe zayıf lastikli, 6.5 şişe kalın lastikli 
Görüşün iyi olduğu zamanlarda ise 90-100 cm 6-6.25 şişe zayıf lastikli, 6.5 şişe kalın lastikli 
uygulanabilir. Dalışa yeni başlıyor iseniz ve bütçeniz tek tüfek almaya yetecek kadarsa 75-80 cm tüfek 6.25 şiş 18mm lastik agaşon ve taş altında idare eder bir seçenektir. Birde taş altı tüfeklerinizin kaliteli olmasına gerek yok piyasadan yerli üretim bir seçeneği sadece krom 6.5 şişle modifiye etmeniz yeterlidir. 
Elbiseye gelince 3 mm seçeneğini en sıcak günde bile aklınızdan çıkarın. sıcakta 5mm soğukta 7mm olmak üzere çift elbiseniz olmalı. Başlangıç seviyesinde isek için 5mm ile sıcak dönemlerde başlanmalı. İlk dalışlarımızı biranda soğuksuya yapmak yerine yazın başlayıp tecrübe edinmek daha iyi olacaktır. Soğuk ve rüzgarlı günlerde sudan çıktıktan sonra elbiseyi çıkarmayacak isek üstüne bir yağmurluk ya da rüzgarlık ile rüzgarın elbise ile temasını önlemeliyiz ve de başlığımızı elbiseyi çıkarana dek çıkarmamalıyız. 
Eldiven ve patiklerimiz ise soğuk dönemlerde olabildiğince kalın ve su sirkülasyonu yapmayacak şekilde hasarsız olmalı. 
İstanbul un Karadeniz sularında avına gelince uzun bir süre bu sularda kefal ve pavurya dışında kılçık bile göremezsiniz. Karadeniz de balık yerinin tespiti çok zordur. Ama uygun yer bulunduktan sonrada kalın levrekleri, kofana ve lüferleri vardır. Bu denizde de taş altı ve diğer avlarda 100 lük güçlü lastikli tüfek idealdir. 
Yapısı itibari ile de Karadeniz çoğu zaman dalgalıdır. Başlangıç seviyesi için zor ve hoşnut olmayan dalışlarla geçeceğinden yanınızda merayı tanıyan biri yoksa tavsiye etmiyorum. 

Türkiye'deki rüzgâr yönleri

Türkiye'de esen başlıca rüzgârlar şunlardır:
Gündoğusu - Keşişleme - Kıble - Günbatısı - Karayel - Yıldız - Poyraz - Lodos
Gündoğusu
Doğudan esen soğuk ve kuru rüzgâr.
Güney Rusya ile Kafkaslar'da yüksek basıncın görülmesi durumunda bu rüzgâr tipi daha çok gözlemlenir. Gündoğusu genellikle yağışın kesilmesine neden olur.
Keşişleme
İstanbul yöresinde güneydoğudan esen rüzgâra denizcilerin verdiği addır. Uludağ'ın eski adı olan Keşiş dağının yönüne göre adlandırılmıştır. Gündoğusu ve kıble arasında 135 dereceden esmektedir. Bir diğer adı da akyeldir.
Kıble
Güneyden esen, güney yönünü simgeleyen kıbleden ismini alan, oldukça sıcak ve nemli rüzgâr.
Orta Akdeniz’de oluşan alçak basınç merkezi Türkiye'de bu tür rüzgârın gözlenmesini sağlayan etkenlerdendir.
Türkiye’nin batı kesimlerinde, güneybatı yönlerden esen sıcak rüzgâr. Bazen hızı ve hamlesi 60 ile 130 km/s'ye kadar ulaşarak etkili olur.Denizciler için oldukça önemli ve tehlikeli varsayılan rüzgâr tipidir. Bilhassa Marmara Bölgesi'nde deniz ulaşımını açık şekilde etkiler. Görüş mesafesini, içerdiği nem (mikro damlacıklar) nedeniyle yüzde 10 kadar düşürebilir. Bazen yağmurun peşinden sıcak bir havaya neden olur. Yağmur öncesinde ise ılık ve nemli bir ortama neden olabilir. Kıyı erozyonuna neden olan rüzgâr tiplerindendir.
Özellikle kış mevsiminde, sıcak esme özelliği nedeniyle karların erimesine neden olarak zaman zaman taşkın, sel ve su baskınları yaratır. Aynı zamanda, estiği sürece sıcaklıkların da normalin üstünde artmasına neden olan bir rüzgârdır. Zaman zaman Ege, Marmara ve Batı Akdeniz'de deniz ulaşımını etkilediği gibi kara ve denizde can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak olaylara neden olarak yaşamı etkiler.
Kabayel ve kumkarası olarak da bilinir. Baş ağrısı yaptığı söylenmekte, ancak bunun bilimsel bir kaynağı bulunmamaktadır.
Günbatısı
Batıdan esen sıcak ve nemli rüzgâr.
Günbatısı özellikle Türkiye'nin batı kesimlerinde yağışlara neden olur. Marmara ve Karadeniz üzerinden alçak basınç ve cephe sistemlerinin her geçişinde gözlenir ve zaman zaman denizde ve karada yaşamı etkiler.
Karayel
Yağmurlu bir dönemi izleyen 2-3 gün boyunca devamlı olarak kuzeybatıdan esen rüzgâr.
Balkanlar'ın kuzeyinde, Rusya stepleri içerisinde oluşan alçak basınç merkezi ve buna bağlı cephe sistemlerinin geçişi sırasında gözlenen rüzgâr cinsidir.
Esme yönündeki yüksek dağların kuytu taraflarında yamaç aşağı alçalan rüzgâr ısınarak fön tipi rüzgâr etkisi ve özellikleri taşır. Bu yerlerde sıcak, kuru ve hoş bir hava yaratırlar.
Yıldız
Kuzeyden esen, ismi yerel balıkçılar tarafından verilen soğuk rüzgâr. Genellikle Karadeniz ve Marmara denizi üzerinden bir soğuk cephenin geçişinden sonra eser. Yazın serin, kışın ise soğuk hava taşır.
Poyraz
Kuzeydoğudan esen rüzgâr çeşidi. Kışın kar ve soğuk getirir. Deniz hafif çalkantılı ve dalga üstünde beyaz köpükler olur. Bizim gibi Körfezin kuzeyinde av yapanlar için görüşü nispeten acar.
Lodos
Lodos, Güneybatıdan esen rüzgârlara verilen addır. Türkiye'de, gezici siklonların içeriye daha çok sokulduğu kış mevsiminde çok görülür. izim gibi Körfezin kuzeyinde av yapanlar için görüşü kapar.